HIZLI MENU

BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜREDE YATIRILMAMASI

BİLİRKİŞİ ÜCRETİ İÇİN DAVACI ADLİ YARDIM TALEBİNDE BULUNMASI VE MAHKEMENİN BU TALEBİ REDDETMESİ VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU ÖNGÖRÜLDÜĞÜNDEN BU PROSEDÜRÜN İŞLETİLMESİ GEREKTİĞİNİN GÖZ ARDI EDİLEREK DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEZ.


T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/4009
KARAR NO: 2017/8160
KARAR TARİHİ: 23.10.2017

DAVA 

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
Dosyadaki yazılarak, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsamına ve sebeplerine göre davacının temyiz taleplerinin kabulüne,

Mahkemece, dosyanın kusur bilirkişisi heyetine gönderilmesi ve bu amaçla bilirkişi ücretini yatırması için davacı tarafa 2 hafta kesin süre verilmiş, kesin süreye rağmen davacının bu ara kararı yerine getirmediği gerekçesi ile 6100 Sayılı HMK'nın 324 ve 325. maddelerine göre dava usulden reddedilmiştir.

KARAR 

Davacı vekilince temyiz edilmiş ve adli yardım talebinin reddedilmesinin haksız olduğu ileri sürülmüştür.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 09.07.2015 tarihli celsede, 3 kişilik kusur bilirkişisi heyeti için toplam 900,00TL delil ikame avansını yatırması amacıyla davacı vekiline 2 hafta kesin süre verildiği, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği; davacı vekili tarafından celse arasında sunulan dilekçede, davacının halen bir işte çalışmadığı, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal bulunmadığı beyanı ile adli yardım talebinde bulunulduğu; 19.11.2015 tarihli müteakip celsede, davacının ekonomik yetmezliğini gösteren evrakın ibraz edilmemesi sebebiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve aynı celsede, davacının verilen kesin süre içerisinde delil ikamesi avansını yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de tarafların kusurunu tespite elverişli olmadığı, bu haliyle davanın kanıtlanamadığı kanaati üzerine davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 Sayılı HMK 336.maddesine göre adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenebilir. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi ise Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay'a yapılır.

Aynı Kanun'un adli yardım talebinin incelenmesi başlıklı 337. maddesinde Mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, talep hâlinde incelemenin duruşmalı yapılacağı, adli yardım taleplerinin reddine dair mahkeme kararlarında ret sebebinin açıkça belirtileceği, bu karara karşı 1 haftalık sürede itiraz yasa yoluna gidilebileceği, kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği, kararına itiraz edilen mahkemenin, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye göndereceği, itiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, 6100 Sayılı HMK'nun 337/2. maddesi uyarınca adli yardım taleplerinin reddine dair kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, son celsede adli yardım talebinin reddedildiği ve aynı celsede, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilerek yargılamanın bitirildiği, davacı tarafın itiraz hakkının bu suretle elinden alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Böylelikle 6100 Sayılı HMK'nın 337/2. maddesindeki prosedürün işletilmesi gerekirken usul hükümleri gözardı edilerek yazılı olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün, yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 23.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


kaynak: hukukihaber.net

BENZER DİĞER HABERLER